Otel Türkçe’ye Fransızca’dan geçmiş bir kelimedir. Türkçe’de ise eski adı kervansaray olan otelcilik, eski çağlardan beri Anadolu’nun bir çok yerinde kervanlara ve askerlere hizmet etmek için kullanılmıştır. Kervansarayların, Bizans’dan bile gelmiş olabileceği söylenmektedir.

Anadolu coğrafyası bilindiği üzere ipek yolu üzerinde bulunmakta ve eski dönemlerde batının karadan doğuya açılan en büyük kapısıydı. Doğu-batı, kuzey güney ticaret yolları arasında bir çok ilde han ve kervansaraylar ticaret için güvenli konaklama yerleriydi. Hala daha gezginler için önemli bir yere sahip coğrafyada, önemli han ve kervansaraylar günümüz koşullarına uygun şekilde modernize edilerek kullanılmaya devam edilmektedir. Bunlardan en önemlileri Erzurum ve Edirne’de bulunan Rüstem Paşa sarayları, Konya’da Anadolu Selçuklu döneminden kalma Zazadin Hanı, doğu-batı bağlantısında yer alan ve 1249 yılında yaptırılmış Sarıhan Kervansarayı, yine Konya’da yer alan Kızılören Hanı, Bitlis’de Du Han ve Küfün Han, Harput’ta Murat Hanı, Kayseri’ de yer alan Güpgüpoğlu Konağı, liman ticaretinde önemli uğrak yeri olan ve Kuşadası’nda bulunan Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı, Tarihi oteller ve turizm Tokat’ta Voyvoda Hanı, Merzifon’da Kara Mustafa Paşa Kervansarayı, Safranbolu’da Cinci Hanı, bir diğer liman kenti Sinop’da Selçuklular dönemin de 1215 yılında yaptırılmış Durak Han örnek olarak gösterilebilir. Bu kervansaraylar savaşlarda kale olarak, ya da güvenli sığınma alanı olarak bile kullanılırdı. Çünkü bir çoğu kale gibi duvarlar ile örülerek inşa edilirdi. Hatta bir çoğu küçük birer kale gibidir. Bu kervansaraylar aynı zamanda Anadolu Selçuklu mimarisinin de önemli örneklerindendir. En eski kervansaraylar ise Karahanlılar döneminden gelmekte ve o dönemlerde Ribat adıyla bilinmekteydi. Bu eski çağlarda han ve kervansaraylarda ki ticaretin hakimi ise Ermeniler ve Rumlardı. Medeniyetlerin başkenti İstanbul’da ise Kervansaray inşaları Fatih Sultan Mehmet döneminde başlamıştır.

Günümüzde bu tip kervansarayların mimari dokusuna uygun olarak restore edilip turizme kazandırılması, tarihimizi tanıtma da ve tarih turizmini artırmada çok büyük önem arz etmektedir. Baktığımızda terk edilmiş ve çürümeye yüz tutmuş bir çok eski kervansaray günümüz tabiriyle oteller yavaş yavaş tarihten yok olmak üzeredir. Ülke olarak bu tarihin ortaya çıkarılmasında daha fazla çaba sarf ederek ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlanmaya çalışılması gerekmektedir.